Aksöğüt

Güzelliği ile ünlü bu ağaç mızrak biçimi, ipeğimsi yapraklar taşıyan zarif dallarıyla tanınır. Boyu 10-15 metreyi bulur, Avrupadan Kuzey Batı Afrikaya, Asyanın güney, batı ve orta kesimlerinden Batı Sibirya'ya kadar çok geniş bir alana yayılan aksöğüt, Türkiye'nin de hemen hemen her yerinde yetiştirilmektedir. Başta nehir yatakları olmak üzere, nemli yerlerde görülür. Çiçekleri yazın açar. Esnek körpe fidanları sepet yapımında kullanılmaktadır. 

Aksöğüt nemli ya da ıslak toprakları ve güneş ışığını yeğler. Yazın alınmış kesiklerle yetişitirilir. Dikmeden önce aksöğüdün küçük bir bahçede fazlaca yer kaplayabileceğini unutmamak gerekir. 

Aksöğüt ağacının kabukları vücudun önce salisil alkole, ardından da aspirinin doğal bir biçimi olan, iltihap giderici salisilik aside dönüştürdüğü salisin adlı bir madde içermektedir. Bunun yanı sıra aksöğüt kabuğunda, büzücü ve yara iyileştirici özellikleri ile bilinen flavanoitler ve praoastosiyanidinler (yoğunlaşmış tanenler) de mevcuttur. 

Aksöğüt kabuğu bazen bulantı, mide - bağırsak rahatsızlığı, baş dönmesi ya da kaşıntı gibi yan etkilere neden olabilir. 

Aksöğüt kabuğu hamilelere, emziren kadınlara ya da astımı, mide ülseri, şeker hastalığı veya böbrek ve karaciğer sorunları olan kimselere önerilmemektedir. 

Aspirine ya da salisilatlara alerjisi olanların kesinlikle aksöğüt kabuğu kullanmamaları gerekir. 

Aksöğüt kabuğunun kaynatılarak aşırı miktarlarda tüketilmesi ağız yaralarına neden olabilmektedir. 

 

Bu Bitkiyi İçeren Ürünlerimizi İnceleyin

×

Üye Ol

Bir Hesabınız Var Mı ? Giriş Yap

×

Giriş Yap

Henüz Bir Hesabın Yok Mu ? Üye Ol